30 Ocak 2014 Perşembe

Psikolog bir Anne Olarak Çalışma Hayatına Dönmek




Kıbrıs tan kalbimiz adada kalarak taşındık. Kalbimizi adada bıraktık çünkü Mustafa hala orda birkaç ay sonra Türkiye ye dönebilecek.  Ben son birkaç yıldır huzura ve sakinliğe alıştığım Kıbrıs’tan tekrar İstanbul’  koşuşturmasına yeni odama, yeni üniversiteye yeni öğrencilerime, alışmaya çalışırken hiç zorlanmadım. Trafikte harcadığım süreyi de katarsak tam zamanlı çalışma hayatına dönmem oğlumdan nerdeyse 10 saat ayrı olmak demekmiş.  Bu anlatılması güç yaşaması inanılmaz suçluluk yaratan bir durum. İlk kez yarım gün yada haftanın birkaç günü çalışmanın çok iyi bir yaşam olacağını aklımdan geçirdim. Çalışma yaşamı bana yorucu ve uzun geldi. 



Azad Taha Kıbrıs ta eğlenceli geçen günlerimizden sonra birden bire babası birkaç aylığına bile olsa gurbette, annesi ise 10 saat göremediği işte, olan bir bebeğe dönüşmüştü. Bu süreç beni duygusal olarak hiç iyi etkilemedi. Tüm bunlar içinde biz işteyken oğlumuza bakıcı mı bakacak yoksa onu kreşe mi yollayacağız ikilemine girmeden babaannesinin sevgi dolu kollarında vakit geçirdiğini bilmek beni rahatlatmıştı. Bu durum Mustafa Türkiye dönene ve biz rotamızı Akdeniz’den sonra Ege’ye çevirene kadar böyle devam etti. Kısa İstanbul maceramız Aydın’ da yeni bir yaşam kurmamızla sona erdi. Burada her şey çok güzeldi, harika organik pazarlar, her yer tarla bahçe, köy ayrıca trafik sorunu yok öğlen arası ya da iş çıkışı eve varmanız çok kolay 5 dakikada evde olmak inanılmaz. Oğlum 17 aylık olmuştu ve ertelediğimiz bakıcı mı kreş mi kararsızlığını bir netliğe kavuşturmamız gerekliydi.
Bir psikolog olarak hangisinin daha iyi olacağını çok iyi bilmem gerekmez miydi? Bakıcı onunla tek başına ilgilenecek onun enerjisine yetişebilecek onunla oyunlar oynayabilecek miydi? Evime mi gelecekti yoksa biz mi Azad Taha'yı her sabah onun evine götürecektik? Sonuç olarak eğitimli ve deneyimli orta yaşlarda evime gelecek bir bakıcı bulamadım. Birkaç bakıcı ile görüşme yaptım ama içime sinmeyen bir şeyler vardı sanki. Belki de ben çok titizlendim bilemiyorum. Bizde oğlumu daha 18 aylık bir bebekken kreşe vermek zorunda kaldık. Karmakarışık duygular içindeydim. Tüm gün onunla kreşte kalmama hiç gerek yokmuş gibi rahat ve mutlu görünüyordu? Yine de oğlum daha bir bebekti yemeğini yerken yardıma ihtiyacı vardı, uyurken sevdiklerine ihtiyacı vardı kreş bunları özenle sağlayabilecek miydi? Bu kadar soru ve karmaşık duygularla 5 ay geçti. Oğlum okullu bir bebek olmuştu. Aslında her şey beklediğimden daha iyi gidiyordu. Azad Taha mutlu görünüyor dil gelişimi oyunlara ilgisi gelişim gösteriyordu.  Ama 6 aylıkken ek gıdaya başladığından beri var olan kabızlık problemi kreşle birlikte kötü giden tek ve önemli bir sorunumuzdu. Okul menüsü çocukları pratik şekilde doyurmaya odaklı daha çok pilav, makarna yoğunluklu bir programa sahipti. Kabızlığında beslenmesi çok önemli olduğu için memnunda olsam kreşten tamda istediğim gibi sevecen tecrübeli bir bakıcıya geçiş yaptık.  En uygun zamanda kesinlikle olumlu gelişmeler izlediğimiz kreşe dönmek üzere bakıcı arası verdik. Şuan bakıcı ile kabızlık problemiz yok denecek kadar az, oğlum mutlu ama yine de ben en yakın zaman da onu bol oyunlu, oyuncaklı, çocuklu kreşe göndereceğim günün planları içindeyim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder