Biz kadınların biyolojik yapısından kaynaklanan doğurganlığımız
nedeniyle toplumun genelinde kadınların anne olmak zorunda olduğu anlayışı
yaygındır. Ancak anne olmak bilinçli bir tercih olmayı gerektirecek kadar
önemli aynı zamanda kadında psikolojik ve biyolojik hazırlığı gerektirecek
kadar ciddi bir karardır. Çocuk sahibi olma isteğinin nedenleri geçmişten
günümüze her kültürde farklılık göstermekle birlikte her bilim farklı farklı
açıklamaktadır. Örneğin sosyoloji ve antropololoji açısından bakıldığında çocuk sahibi olmak, çocukların sayısı,
çocukların cinsiyetleri hem ailenin işlerinin yürütülmesinde hem de toplumsal
güç kazandırmada çok önemli görülmekte. Psikoloji ise bu konuda pek çok farklı
bakış açısı sunabiliyor. Bunlardan bazıları;
- Hayatı kaçırdıklarını düşünen, kendi yapamadıklarını bir çocuk üzerinde denemek isteyen yetişkinlerin kendilerini çocukları üzerinden yeniden gerçekleştirme istemeleri örneğin mükemmeliyetçi kişilik özelliklerine sahip kişiler.
- Bir çocuğu dünyaya getirerek terk edilme korkusunu azaltmak sevgi ve yalnızlık ihtiyacını gidermek isteyen örneğin bağımlı kişilik özelliklerine sahip kişiler.
- Hayatta bazı şeyleri( okumak, askere gitmek, evlenmek, çalışmak, ev, araba almak) görev gibi gören kişilerin ‘‘sıra çocuk yapma görevime geldi’’ diyerek çocuk yapmayı planlama listesine alması.
- Çoğalmak , ismini, soyunu, genini, sonraki nesle taşımak isteyen kişiler.
- Dilini, kültürünü, dünya görüşünü, ideolojini çocuğu ile birlikte yaşatmak isteyen düşüncedeki bireyler.
- Dini inancı ve yaşamı için bir insan daha kazanmak gerektiğine inandığı için çocuk yapan kişiler.
- Toplumda daha farklı, daha saygın daha kabul edilebilir bir statü kazanma çabasında olanlarda çocuklu ailelere dönüşmek isteyebilirler.
Görüldüğü gibi pek çok farklı duygu ve düşünce ile insanlar
dünyaya çocuk getirmeye karar verebiliyorlar. Ancak çocuk bu tip faydacı,
bencilce doğacağı ortam ruhsal ve fiziki olarak hazırlanmadan dünyaya getirilebilecek
‘‘sahibi olmak’’ isimlendirmesi ile tanımlanmayacak kadar özel ve özgür bir
varlıktır. Çocuk sahibi olmak, çocuk yetiştirmek, çocuk eğitmek tanımlamaları
bile kendi içinde bir güç, hiyerarşi otorite ilişkisi barındırır. Her çocuk
özel bir ruha ve niteliklere sahip olarak doğar. Çocuklara sahip olunmaz en fazla bu koşulsuz sevgiyi
bize tattıran çocuklarımız bu her anı öğretici ve heyecanlı ebeveynlik
serüvenin destekçisi, emanetçisi duygularımızın sahibi olmamızı sağlayabilirler.
Başlarken söylediğimi tekrar ederek devam etmek istiyorum anne olmak bilinçli bir
tercih olmayı gerektirecek kadar önemli aynı zamanda kadında psikolojik ve
biyolojik hazırlığı gerektirecek kadar ciddi bir karardır. Anne olmamayı seçmek
ise yine saygı duyulması gereken bir karardır. Doğurganlık özelliğimiz anne
olmamız için yeterli olmadığı gibi doğurganlık özelliği olan ama anne olmayı
reddeden yada biyolojik olarak doğuramayan kişilerde zayıf ya da eksik değildirler. Çünkü ben anneliğin
içgüdüsel olduğu konusunda çoğunluğa katılmayan anneliğin tıpkı babalık gibi
öğrenilen bir yolculuk olduğuna inanıyorum. Son olarak neden dünyaya bir çocuk
getirmeye karar verdim neden anne olmak istedim sorusuna benim yanıtım ise ; hayatla
ilgili daha fazla şey öğrenmek istedim, daha farklı duygular tatmak istedim,
yaşam yolculuğuma koşulsuz sevgileri katmak istedim. Anne olmak ve özgür bir
çocuğun büyümesine, keşfetmesine tanık olmak, destekçi olmak, emanetçi olmak ve onunla birlikte öğrenmek istedim.
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder