Kıbrıs'ta yapmayı planladığım doğumumu ağustosun dayanılmaz
sıcakları engelledi. Daha doğuma 4 hafta var ama ben galiba bu sıcaklarla baş
edemeyeceğim. Oğlumu babasıyla tanıştığımız bu özel adada dünya getirme
planlarımız iklim nedeniyle aniden değişiverdi. Zor da olsa 35. haftada uçağa
binebilir raporumu alarak İstanbul a uçtum. Mustafa her hafta sonu ziyaretime
geliyor yeni doktorumuzla muayenelerde bulunuyordu. İstanbul'da bende boş
durmuyor bol bol gezip tozuyordum. Hamileliğimin rahat geçen bu son
haftalarında iki arkadaşımın özel anlarına tanık olmuştum. Benden 4 hafta önce
bebeğine sezeryanla kavuşan bir arkadaşımı ziyaret etmiş. Onun taze annelik
hallerini görmüş, minik kızı Asmin ile tanışmıştım. Arkadaşım Zeynep in ise
kınasında ve düğününde bulunmuş. Bol bol oynamıştım.
Son haftaları birbirimizden uzakta geçirmeyi hiç
düşünmediğimiz için Mustafa ile sık sık telefonlaşıyorduk. Artık 39. haftanın
sonlarına gelmiştim. Sürekli bedenimi dinliyordum. Ama en ufak bir hareket
yoktu. Oğlum hayatından memnun içimde yüzmeye devam ediyordu.
23. Ağustos akşamı ablamlar da iftar koşuşturması sürerken
çok zayıf ve derinden bir kasılma hissettim uzun bir yaz gününü oruçlu geçiren
ailem telaşlanmadan rahat rahat iftar yapsınlar diye kimseyle paylaşmadım.
Sessizce üst kata çıktım. Oğlumun bana yolladığı mesajı anladım. Anlatırken çok
soğukkanlı olabilmişim gibi görünse de heyecanlandığımı hatta kaygılandığımı
hatırlıyorum. Mustafa’yı aradım. Hemen gelmek istediğini söyledi. Bense doktora
gitmek için iftarın bitmesini bekleyeceğimi gelmek için acele etmemesini,
kasılmaların hafifliğinden daha doğuma saatler olabileceğini söyledim. Güzel
bir iftar yemeği yedik, ardından çayımızı içtik, ben hemen bir duş aldım ve kız
kardeşime doktora gitsek iyi olacak galiba dedim. Eve 20 dakika mesafede hastaneye
ablam, kız kardeşim birlikte geldik. Yapılan
muayenede doğumun daha çok başında olduğumu istersem bu süreyi hastanede
bekleyeceğimi ama eve gitmeye karar verirsem sorumluğun bende olduğuna dair bir
belge imzalatacaklarını söylediler. Bu uzun süreyi hastanede gereksiz
muayenelerle geçirmek istemediğim için eve geri döndük. Mustafa’ya bilgi vermek
için aradığımda yola çıktığını öğrendim. Heyecanlı bekleyişimi kasılmalar
tarafından bölünmelerine rağmen uyuyarak geçirmeye çalıştım. Mustafa gece
yarısı geldi. Oda çok heyecanlıydı. Hem onun gelişi hem de sahur hazırlıkları
ile evde yine bir koşturmaca başladı. Ben sahur sofrasına katılamadım. Mustafa
ile birlikte kasılmaların sıklığını saatle kontrol ediyorduk. İnanılmaz bir
uyku ihtiyacım vardı ama uykuya her dalma çabam kasılmalarla kesiliyordu.
Tekrar hastaneye gitme vakti geldiğine ikna edildim. Evet zamanlama doğruydu.
Artık oğluma kavuşmama az bir zaman kalmıştı. Yani ben öyle sanıyordum. Saatler
ilerliyor kasılmalar sıklaşıyor ama oğlum hala gelmiyordu. Kaygılarım korkuya
dönüştü. Bir terslik mi vardı acaba? Daha ne kadar dayanılabilirdi ki bu
kasılmalara acaba sezeryan mı talep etsem yani sanki daha fazlasına katlanacak
gücüm kalmamış gibi hissediyordum. Mustafa beni sakinleştirmek için bir şeyler
anlatıyor ama onu tam duyamıyorum bile. Saat neredeyse 2 oluyor. 9 saattir
hastanedeyiz. Etrafımdaki hemşireler hasta bakıcılar çok sık yaşadıkları bir
durum olduğundan olsa gerek pek rahatlar pek tepkisizler. Hatta sinir
bozucular. Ablamlar dışarıda saatlerdir bekliyorlar. Allah'ım bana yardım et.
Daha fazla güce ihtiyacım var. Buraya kadar geldim. Bundan sonrası için de
benimle ol lütfen lütfen lütfen...
Birazdan bir hareketlilik başlayacak gibi doğumhaneye
alınıyorum. Bir hızlanma var
kasılmalarda, kalp atışlarımda doktoru arıyorlar, doğum son yarım saate girdi
dediğini duydum hemşirenin. Buradan
sonrası sanki bir rüya gibi zihnimde. Mustafa başucumda, doktorun ‘aman sakın
ha sen bayılma ’esprilerine maruz kalıyor. Kalbim kendi dualarıma, kulaklarım
Mustafa’nın dualarına kesilmişken oğlumuz son ve güçlü bir kasılmayla geldi.
Ben onunla ilk karşılaştığımızda heyecandan ve galiba o son an korkusundan gözlerimi
kapatmışım. İlk babası ile göz göze gelmiş oğlum. Ama çok geçmeden birkaç
dakikalığına ya da daha kısa birkaç saniyeliğine sıcaklığını kucağımda
hissettim. Ardından oğluma ışıklı bir yerde hava verip temizlemeye
çalıştıklarını gördüm. Sonrada odadan götürdüler. Beni odama götürdüklerinde
oğlumu daha uzun kucaklayacağımı umarken bebeğimi henüz odaya
getirmeyeceklerini öğrendim. Doğum odasına girdiğimde kaygılı gözlerle beni
uğurlayan ablalarım, kız kardeşim, kayın validem parlayan gözleriyle ‘bak işte
başardın, oldu ve bitti’ şeklinde takdir eden konuşmalar ve süslenmiş bir odayla beni karşıladılar.
Mustafa hemen annesinin elini öpüp ‘anne olmak ne zor bir şeymiş odadaki
anneleri takdir ediyorum’ dedi. Üçümüzün doğum odasında birlikte verdiğimiz
mücadelemizden oğlumuz gibi ikimizde yorgun düşmüştük. İkimizde bitkin
haldeydik ve üstelik Mustafa aynı zamanda oruçluydu. Ablalarımın biraz uyamaya
çalış telkinlerini umursamıyor kapı her açıldığında bebeğimin yanıma
getirileceğini bekliyordum. Bedenim saatlerdir çok halsiz düşmesine rağmen
heyecanım uykuyu aklıma bile getirmiyordu. Bir saat sonra oğlum mis kokusu,
sımsıcak bedeni, kırmızı yüzüyle kucaklarımdaydı. Oğluma beni anne olarak
seçtiği için beni çok mutlu ettiğini ve ona kavuşmayı beklerken daha iyi bir
anne olmaya çabaladığımı anlatmak için sabırsızlanıyordum. Çok mutluyum teşekkürler Allah'ım tüm bu
güzellikleri yaşattığın için çooooooooooooooooooook teşekkürler.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder