30 Ocak 2014 Perşembe

Anneliğe Doğmak

Kıbrıs'ta yapmayı planladığım doğumumu ağustosun dayanılmaz sıcakları engelledi. Daha doğuma 4 hafta var ama ben galiba bu sıcaklarla baş edemeyeceğim. Oğlumu babasıyla tanıştığımız bu özel adada dünya getirme planlarımız iklim nedeniyle aniden değişiverdi. Zor da olsa 35. haftada uçağa binebilir raporumu alarak İstanbul a uçtum. Mustafa her hafta sonu ziyaretime geliyor yeni doktorumuzla muayenelerde bulunuyordu. İstanbul'da bende boş durmuyor bol bol gezip tozuyordum. Hamileliğimin rahat geçen bu son haftalarında iki arkadaşımın özel anlarına tanık olmuştum. Benden 4 hafta önce bebeğine sezeryanla kavuşan bir arkadaşımı ziyaret etmiş. Onun taze annelik hallerini görmüş, minik kızı Asmin ile tanışmıştım. Arkadaşım Zeynep in ise kınasında ve düğününde bulunmuş. Bol bol oynamıştım.

Son haftaları birbirimizden uzakta geçirmeyi hiç düşünmediğimiz için Mustafa ile sık sık telefonlaşıyorduk. Artık 39. haftanın sonlarına gelmiştim. Sürekli bedenimi dinliyordum. Ama en ufak bir hareket yoktu. Oğlum hayatından memnun içimde yüzmeye devam ediyordu.

23. Ağustos akşamı ablamlar da iftar koşuşturması sürerken çok zayıf ve derinden bir kasılma hissettim uzun bir yaz gününü oruçlu geçiren ailem telaşlanmadan rahat rahat iftar yapsınlar diye kimseyle paylaşmadım. Sessizce üst kata çıktım. Oğlumun bana yolladığı mesajı anladım. Anlatırken çok soğukkanlı olabilmişim gibi görünse de heyecanlandığımı hatta kaygılandığımı hatırlıyorum. Mustafa’yı aradım. Hemen gelmek istediğini söyledi. Bense doktora gitmek için iftarın bitmesini bekleyeceğimi gelmek için acele etmemesini, kasılmaların hafifliğinden daha doğuma saatler olabileceğini söyledim. Güzel bir iftar yemeği yedik, ardından çayımızı içtik, ben hemen bir duş aldım ve kız kardeşime doktora gitsek iyi olacak galiba dedim. Eve 20 dakika mesafede hastaneye ablam, kız kardeşim birlikte geldik. Yapılan  muayenede doğumun daha çok başında olduğumu istersem bu süreyi hastanede bekleyeceğimi ama eve gitmeye karar verirsem sorumluğun bende olduğuna dair bir belge imzalatacaklarını söylediler. Bu uzun süreyi hastanede gereksiz muayenelerle geçirmek istemediğim için eve geri döndük. Mustafa’ya bilgi vermek için aradığımda yola çıktığını öğrendim. Heyecanlı bekleyişimi kasılmalar tarafından bölünmelerine rağmen uyuyarak geçirmeye çalıştım. Mustafa gece yarısı geldi. Oda çok heyecanlıydı. Hem onun gelişi hem de sahur hazırlıkları ile evde yine bir koşturmaca başladı. Ben sahur sofrasına katılamadım. Mustafa ile birlikte kasılmaların sıklığını saatle kontrol ediyorduk. İnanılmaz bir uyku ihtiyacım vardı ama uykuya her dalma çabam kasılmalarla kesiliyordu. Tekrar hastaneye gitme vakti geldiğine ikna edildim. Evet zamanlama doğruydu. Artık oğluma kavuşmama az bir zaman kalmıştı. Yani ben öyle sanıyordum. Saatler ilerliyor kasılmalar sıklaşıyor ama oğlum hala gelmiyordu. Kaygılarım korkuya dönüştü. Bir terslik mi vardı acaba? Daha ne kadar dayanılabilirdi ki bu kasılmalara acaba sezeryan mı talep etsem yani sanki daha fazlasına katlanacak gücüm kalmamış gibi hissediyordum. Mustafa beni sakinleştirmek için bir şeyler anlatıyor ama onu tam duyamıyorum bile. Saat neredeyse 2 oluyor. 9 saattir hastanedeyiz. Etrafımdaki hemşireler hasta bakıcılar çok sık yaşadıkları bir durum olduğundan olsa gerek pek rahatlar pek tepkisizler. Hatta sinir bozucular. Ablamlar dışarıda saatlerdir bekliyorlar. Allah'ım bana yardım et. Daha fazla güce ihtiyacım var. Buraya kadar geldim. Bundan sonrası için de benimle ol lütfen lütfen  lütfen...

Birazdan bir hareketlilik başlayacak gibi doğumhaneye alınıyorum.  Bir hızlanma var kasılmalarda, kalp atışlarımda doktoru arıyorlar, doğum son yarım saate girdi dediğini duydum hemşirenin.  Buradan sonrası sanki bir rüya gibi zihnimde. Mustafa başucumda, doktorun ‘aman sakın ha sen bayılma ’esprilerine maruz kalıyor. Kalbim kendi dualarıma, kulaklarım Mustafa’nın dualarına kesilmişken oğlumuz son ve güçlü bir kasılmayla geldi. Ben onunla ilk karşılaştığımızda heyecandan ve galiba o son an korkusundan gözlerimi kapatmışım. İlk babası ile göz göze gelmiş oğlum. Ama çok geçmeden birkaç dakikalığına ya da daha kısa birkaç saniyeliğine sıcaklığını kucağımda hissettim. Ardından oğluma ışıklı bir yerde hava verip temizlemeye çalıştıklarını gördüm. Sonrada odadan götürdüler. Beni odama götürdüklerinde oğlumu daha uzun kucaklayacağımı umarken bebeğimi henüz odaya getirmeyeceklerini öğrendim. Doğum odasına girdiğimde kaygılı gözlerle beni uğurlayan ablalarım, kız kardeşim, kayın validem parlayan gözleriyle ‘bak işte başardın, oldu ve bitti’ şeklinde takdir eden konuşmalar  ve süslenmiş bir odayla beni karşıladılar. Mustafa hemen annesinin elini öpüp ‘anne olmak ne zor bir şeymiş odadaki anneleri takdir ediyorum’ dedi. Üçümüzün doğum odasında birlikte verdiğimiz mücadelemizden oğlumuz gibi ikimizde yorgun düşmüştük. İkimizde bitkin haldeydik ve üstelik Mustafa aynı zamanda oruçluydu. Ablalarımın biraz uyamaya çalış telkinlerini umursamıyor kapı her açıldığında bebeğimin yanıma getirileceğini bekliyordum. Bedenim saatlerdir çok halsiz düşmesine rağmen heyecanım uykuyu aklıma bile getirmiyordu. Bir saat sonra oğlum mis kokusu, sımsıcak bedeni, kırmızı yüzüyle kucaklarımdaydı. Oğluma beni anne olarak seçtiği için beni çok mutlu ettiğini ve ona kavuşmayı beklerken daha iyi bir anne olmaya çabaladığımı anlatmak için sabırsızlanıyordum.  Çok mutluyum teşekkürler Allah'ım tüm bu güzellikleri yaşattığın için çooooooooooooooooooook teşekkürler.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder