30 Ocak 2014 Perşembe

İlk Adımlar



Kıbrıs tan ayrılık zamanı yaklaştığı için bende yavaş yavaş iş görüşmeleri için ilanlara başvuru yapmaya koyulmuştum. CV yolladığım bir üniversite görüşmeye çağırdı. 13 aylık oğlumla İstanbul da bir iş görüşmesine geldik. Kıbrıs tan uçağa bindiğimizde oğlum kucağımda ve henüz kendi başına yürüyemeyen bir bebekti. İstanbul da ki iş görüşmesini olumlu bir şekilde noktalayıp annemlere geçtiğimde oğlumun pek neşeli halleri arasında babası ile telefon konuşması yapıyordum. Eşime artık yeni öğrencilerim ve danışanlarımın olacağı yeni iş yerimi güzel bir üniversite olduğunu anlatıyordum kiiiii o da ne Azad Taha tutunduğu koltuktan bana doğru biraz yan çizerek halının bir ucundan diğer ucuna kadar yardımsız desteksiz cesurca yürüdü. Ben çığlık atıp onun dikkatini dağıtmamak için kendimi zor tuttum. Olayı bir muhabir telaşı ile Mustafa ya anlatıyordum. O da bu arada bana telefonu kapat kameraya al bu anı bende kaçırmak istemiyorum diyordu. İkimizin aynı anda görmeyi planladığımız anı telefonda dinlemekten üzgün bir şekilde telefonu kapattık. 

Birkaç gün sonra Kıbrıs döndüğümüzde babasının bizi karşılarken uçaktan indiğimiz yerde bizi görebileceğini bildiğim noktaya geldiğimizde Azad Taha'yı yere bıraktım. Oğlum kollarımın yakın korumasında babasının kucağına doğru adım adım yürüdü. Etrafımızda koşuşturanlar, valiz telaşları, telefonda konuşanlar arasında zaman herkes için aynı akıyordu ama bizim ailemiz için her şey bir film gibi yeni ve çok özeldi. Mustafa ile  havaalanından eve geçene kadar heyecanlı konuşmalar içindeydik. Azad Taha’nın yeni işimle sözleşmemi yaptığım o gün  yürümesini "Anneciğim yeni işin hayırlı olsun bak bende yürümeye başladım gönül rahatlığı ile iş yaşamına dönebilirsin" olarak yorumlayıp eğleniyorduk. 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder