Anne olmaya karar verdikten hemen sonra hayatımda bazı
değişiklikler yapmaya başladım. Seyrekte olsa sigara ve nargile alışkanlığımı
bıraktım. Bazı yiyeceklerle (yiyecek sandığım) vedalaşmaya başladım. Asitli
içecekler, ketçap, cipsler, margarinli ve her türlü katkı maddeleri içeren şeyler
vs. Uykuma, dinlenmeme , bir türlü hayat
rutinim haline getiremediğim spora dikkat etmeye başladım. Yani sadece
düşüncelerimi temizlemek evi hazırlamak ile yetinmeyip aynı zamanda bedenimi de
bebeğim için kötü alışkanlıklardan arındırmak onu daha sağlıklı bir bedenle
buluşturmak için gecikmiş bir çaba içindeydim. Eşimle her gün yaşamımızda
yapmamız gereken değişiklikler hakkında konuşup zorlanacaklarımızı aşama aşama
terk etme planlamaları yapıyorduk. Günler böyle değişim rüzgarları ile geçip
giderken ben rüyalarımda bebeğimi görememenin sıkıntısını yaşarken bir test
yaptık. Ancak ilk kez yaptığım bu testin çizgisi ve rengi ile ilgili muğlaklık kafamı
karıştırdı. O sırada Kıbrıs ta ziyaretimizde olan annemin şaşkın bakışları
aklımda ama hiçbir şey soramadım anneme çünkü onun zamanında test diye bir şey
yoktu eminim. Eşimle heyecan ve hevesimiz
kursağımızda yakın bir Kıbrıslı hamile arkadaşımı aradım. Fatoş ile konuşunca
yarınki kan testine ve doktor muayenesine kadar bile beklemeden hamile olduğuma
ikna oldum. Bir garip geceydi o bitmek bilmeyen saatler ve elimi karnıma
götüren tuhaf refleksler. Ertesi gün Lefkoşa'dan Girne ye o kısa yol çok uzun
ama bir o kadar da güzel gelmişti. Hava mı çok güzeldi yoksa bana mı başka
görünüyordu etrafım. Sabah üniversite dersim vardı ama biraz gecikmeli olarak da
olsa kan testimi yaptırarak gittim. Aklım sonuçta bedenim amfide öğlen sonuçları
alarak eve döndüm. Allah'ım anne oluyordum. Bebeğimin 4 ya da 5 haftalık
olabileceğini düşündüren kan değerlerimin zarfını sanki bir canlıymış gibi
direksiyonun hemen altında kucağımda tutuyordum. Telefonda eşimle duygusal bir
konuşma yapınca harika Girne manzarasını arkama almış Ciglo virajını çıkarken
artık bir anne şoför olarak hem havanın ve manzaranın hem de aldığım bu en
güzel haberin tadını çıkarak sürüyordum
arabayı. Tuhaf bir hüzün kapladı içimi derken ilk kez güzel bir haberin
göz yaşlarıma neden olabileceğine şahit oldum. Dağ Yolu bitmek üzere Lefkoşa
trafiğine girmek üzereydim ama yanaklarımdan boşalan göz yaşlarımla ve içimdeki
büyük coşkuyla eşimin iş yerine yaşadığımız üniversitenin kampüsüne gelivermiştim.
Mustafa dışarıda beni bekliyordu. Arabayı bıraktık birlikte taze anne baba
olarak el ele yürüdük. İkimizde yabancısı olduğumuz bu yeni duygu hakkında
konuştuk konuştuk uzun uzun konuştuk. Sonra benim haber vermek istediklerimi
yoğun arama trafiğim duygusal havamızı değiştirdi.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder