Hamilelik, doğum, emzirme derken bebekli günlerimiz yoğun
bir şekilde başlayıverdi. Az sorunlu geçen bu ilk günlerde gözümü en çok
korkutan oğlumu nasıl yıkayacağımdı. 20 günlük olana kadar neredeyse bir
ordu aile ferdiyle yıkadığımız oğlumu babasıyla birlikte nasıl
yıkayabilecektik. Mustafa bu konuda benden daha cesurdu. Hatta doğal doğumu
başardın bundan mı korkuyorsun diye beni cesaretlendirmeye çalışıyordu.
İstemeden zarar vermekten çok korkuyordum. Kulağına su kaçırmak, doğru
tutamamak, kaydırmak gibi korkularım vardı. Bir psikolog olarak daha ilk
yıkamasında anne ve babanın aktif olması gerektiğini biliyor ama kendimi pek
hazır hissetmiyordum. Biraz daha gözlemlemeye ihtiyacım vardı.
İstanbul’dan
Kıbrıs’a döndük. Oğluma uçakta babasıyla tanıştığımız adaya gideceğimizi
anlattım artık evimize gidiyorduk. Ve ertesi gün oğlumu yıkamak için hevesli
babası korkan annesi ile tüm malzemeler hazır yıkamaya koyulduk. Allahtan çok
pratik ürünler var. Çok endişeyle başladım ama inanılmaz zevk aldım. Öncelikle suyun
sıcaklığını kontrol etmeniz gerekiyor. Suyu sevmesi ve ürkmemesi için ayaklarını
suya sokarak işe başlıyorsunuz. Üşümemesine de dikkat ederek suyla çok vakit
geçirmesine özen göstermek gerek. İlk olarak vücudu ardından başını yıkamak en
doğrusu. Bir diğer önemli olan nokta ise bebeğin kaymaması için koltuk altından
tutulması ve leğen içine başını yüksekte tutmak için yumuşak bir havluyu
yastıklaştırmak gerekli. En az kimyasal içeren bebek şampuanı olarak bitki özlü
Komili'yi kullandık hep ayrıca her banyoda şampuanı tercih de etmedik. Oğlumu
yıkama olayına bu kadar geç cesaret ettiğim için kendime kızdım bile. Yıkanmaktan
çok hoşlandığı için hemen hemen her gün yıkadık oğlumu. Banyo sonrası mışıl
mışıl bir uyku tam bir rutine dönüşmüştü.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder